MT Metodu Nedir?


Merhaba!

Ben Murat Tuğutlu. Bir organizasyon şirketim var ve yıllardır yabancı dillerin içindeyim. Diller konusunda hem mektepli hem de alaylıyım. Almanca’yı İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrendim. İngilizce’yi de Boğaziçi Üniversitesi’nde. Daha sonra kendi  geliştirdiğim bir metot ile ikişer ay içinde Rusça ve İspanyolca öğrendim. Bu metodu sistemimizde bundan böyle MT(Murat Tuğutlu) Metodu diye adlandıracağım. İki ay gibi kısa bir zamanda bir lisanı öğrendim dediğimde, bakışlarınızı görür gibi oluyorum. Bu söylediğimin imkansız, hatta pek çoğunuz da yalan olduğunu düşüneceksiniz. Çünkü, ortalama 10-15 yıl okumuş olmanıza rağmen, eğitiminizin hemen akabinde bile, yani bilgilerin en taze olduğu zamanda, öğrendiğiniz yabancı dili konuşamadığınızı, en ufacık bir şey söylemek istediğinizde dahi kendinizi ifade edemediğinizi yaşamışsınızdır. İşte tam o anda olumsuz bir telkin devreye girer; ”Ben bu yabancı dil işini halledemiyeceğim” diye. İşin daha da kötüsü, ilerleyen zamanlarda, her ne kadar tekrar yabancı dil olayına ağırlık vermek isteseniz de, içinizde o inançsızlığı hep hissedersiniz. Dolayısıyla  bu olumsuz telkin zaman içerisinde daha da pekişir. Artık yabancı dil olayını, kesinlikle üstesinden gelemeyeceğiniz bir olgu olarak görmeye başlarsınız. Peki, bu ülkede milyonlarca kişi bir sürü şeyi başarmaktadır da, yabancı dildeki bu başarısızlığın sebebi nedir? İnsanlar artık kendilerini suçlamaya başlamışlardır bile, ”Hata bende kesinlikle...!“ diye. İşte tam da o anda size gerçeği haykırmak istiyorum; ”Hata sizde değil, okullarda öğretilen yanlış sistem yüzünden bu durumdayız…” Israrla sizin ezberinizi bozmak ve herkesin iki ayda İngilizce öğrenebileceğini savunduğum süreci sizlerle paylaşmak istiyorum.

MT metodunun oluşum süreci

1989 yılında, o zaman çalıştığım Bumerang Turizm’de (İstanbul, Karaköy’de) patronum, acentemize gelen rus gemilerin sorumlusunun artık ben olacağımı söylediğinde çok heyecanlanmıştım. Çünkü, kısa bir süre içerisinde Ukrayna’nın Odessa şehrine (o zamanlar hala Sovyetler Birliği'ne dahildi) bir seyahatte bulunacaktım ve öğrendiğim kadarı ile Ruslar, İngilizce ve Almanca hiç bilmiyorlardı. Sadece tercümanlar aracılığı ile onlarla temasta bulunabilecektim. Bu da istemediğim bir şeydi. Nasıl halledeceğim diye düşünürken, o anda kafamda bir şimşek çaktı. Acaba  Rusça’yı bu zaman zarfında öğrenebilir miydim? İş yerindeki arkadaşlarım bu fikrime çok güldüler. Rusça neticede çok zor bir lisandı ve bu lisanı üniversitelerde bile öğrenciler 4-5 senede ancak öğrenebiliyorlardı. Benim amacım ise, Rusça’yı, ilk aşamada kendimi ifade edebilecek ve Rus'ları da aşağı yukarı anlayabilecek kadar öğrenmekti. Belki bir başladıktan sonra  ileride gerisini getirebilirdim. Kaybedecek bir şeyim yoktu. Denemeye de değerdi. Sadece bir yerden başlamam gerekiyordu. Hemen bir sözlük satın aldım ve 500 kadar en çok konuşulan kelimeyi (kendimce çok kullanıldığını düşündüğüm) bir kağıda döktüm ve bunları çok kısa zamanda ezberledim. Bunların içinde isimler, zarflar, sıfatlar ve fiiller vardı. Bir Rusça gramer kitabından da çok basite dönüştürerek Rusça dilbilgisini öğrendim. Zamirler, işaret sıfatları, iyelik sıfatları, edatlar ve fiillerin geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanda çekimleri. Bütün bunları bir buçuk ay içinde öğrenmiştim. Şimdi kendimi Odessa sahnesinde sınamaya gelmişti sıra. Dört günlük seyahatim oldukça başarılı geçti. O 500 kelimeyi öyle güzel ve akıcı kullandım ki, Odessa'daki partnerlerimiz benim gerçekten de Rusça’yı iyi bildiğime kanaat getirdiler. Aslında benim için onları dinlerken çok büyük bir zorluk oluşuyordu. Onlar benim Rusça'yı iyi bildiğimi düşünüp, ağdalı bir dille konuşuyorlardı. Ben de anlamlarını karineyle çıkarıyor ve fakat hepsini anlayamıyordum. Ama iyi bir başlangıç yapmıştım. Döner dönmez hemen ikinci bir 500 kelime daha hazırladım ve onları da ezberledim. Dilbilgisine de biraz daha fazla zaman ayırdım. Bir sonraki seyahatim artık çok güzel geçmişti. Sonucunda 1000 kelime ve basit ama çok gerekli bir dilbilgisi ile bu işin üstesinden gelmiştim. Zaman içerisinde Rusça’mı çok geliştirdim. Esas önemlisi, başlangıçta hedeflediğim şeyi başarmıştım. İlk etapta kendimi ifade edebilmek ve karşımdakini olabildiğince anlayabilmek. Ondan sonrası kişinin kendi isteğine bağlıydı. Burada şunun altını kuvvetle çizmek istiyorum; ben bu konuda altın bir çocuk değilim. Bunu, bu metodu uygulayan herkes yapabilir. Bunun için öyle çok zeki olmaya falan gerek yok. Eğer ben yaptıysam, siz de yapabilirsiniz!

2008 yılında  bu metodu daha da geliştirme amacıyla İspanyolca’ya başladım. Bu defa acelem yoktu. Çok büyük bir itina ile gene 1000 kelime çıkardım (bu kez  kelimeleri daha iyi çıkarabilme imkanım oldu) ve basit ama gerekli bir dilbilgisi ile her gün bir buçuk saat çalışarak iki ayın sonrasında İspanyolca konuşmaya başladım. İşte sizlerle paylaşmak istediğim MT metodu bu süreçte oluştu.

2010 senesinde, geliştirmiş olduğum bu metodu, oluşturduğum ekibin dil konusundaki beceri ve deneyimleriyle harmanlayarak, birlikte İngilizce'ye uyarladık ve sıfırdan başlayanlar için, orta seviyenin üzerinde konuşturan bir program hazırladık. Kurmuş olduğumuz www.2aydaingilizce.com sitemizde bu sistemi hayata geçirdik. Umarım sizler de faydalanır ve beğenirsiniz...

 

 

 

Kapat